Kapat
Akdeniz Havadis
Akdeniz Havadis
MHP’li Günal: Yandaş Basın Özgür, Muhalif Basın Hapiste!
MHP’li Günal: Yandaş Basın Özgür, Muhalif Basın Hapiste!
TBMM Genel Kurulu’nda  “basın özgürlüğü” hakkında verilen araştırma önergesi üzerine konuşan Antalya Milletvekili Doç.Dr.Mehmet Günal, kanunların Cumhurbaşkanına ve AKP’lilere işlemediğini, demokratikleşme ve adaletin sadece Hükümet Programında yazılı olarak kaldığını söyledi....
11 Aralık 2015 14:55
Font1 Font2 Font3 Font4

TBMM Genel Kurulu’nda  “basın özgürlüğü” hakkında verilen araştırma önergesi üzerine konuşan Antalya Milletvekili Doç.Dr.Mehmet Günal, kanunların Cumhurbaşkanına ve AKP’lilere işlemediğini, demokratikleşme ve adaletin sadece Hükümet Programında yazılı olarak kaldığını söyledi.  Yandaş basının muhalefete ve Türklüğe hakaret etme özgürlüğü olduğunu söyleyen Günal, “Muhalif basının ise iki seçeneği var: Ya teslimiyet ya Silivri!” diyerek sözlerini tamamladı.

 Anayasa 138.maddesi “Hiçbir organ, makam, merci veya kişi, yargı yetkisinin kullanılmasında mahkemelere ve hakimlere emir ve talimat veremez; … Yasama ve yürütme organları ile idare, mahkeme kararlarına uymak zorundadır; bu organlar ve idare, mahkeme kararlarını hiçbir suretle değiştiremez ve bunların yerine getirilmesini geciktiremez.” diyor. Kimse müdahale edemez derken Cumhurbaşkanı hariç diye bir ibare mi var? Neden? Çünkü “Haberi yapan bedelini ağır ödeyecek, öyle bırakmam onu.” diyerek soruşturmaya yön veriyor, yani medyaya ve yargıya müdahale ediyor.  Anayasa hepimiz için geçerli. Fakat AKP Hükümetinde “Ben Anayasa’yı tanımam.” diyen İçişleri Bakanını geçen yasama yılında hep beraber sorguladık. Gelip Meclis’te savunma yapmadı mı? Maalesef kanunlar sadece bize işliyor. Cumhurbaşkanına, Başbakana, Başbakan Yardımcısına işlemiyor. Bütün yandaş medya yazıyor, televizyonda bütün milletvekilleriniz, yazarlarınız konuşuyor. Onlara neden hukuk işlemiyor? Anlamakta zorlanıyoruz. Allah’ın işi yani! Bu bir çifte standarttır.

 

Demokratikleşme ve Adalet Sadece Hükümet Programında Var!

 

TBMM’de okuduğunuz ve bugün görüşeceğimiz Hükûmet Programınızda reformlarla ilgili altı alan belirlemişsiniz. Birincisi demokratikleşme ve adalet. Ama Türkiye’de yaşanana bakın ki ayrı bir rezalet. Maalesef gazeteciler yaptıkları haberler yüzünden sorgulanıyor, hatta mahkemeleri tutuklu olarak devam ediyor. Ülkenin Başbakanıyken de Cumhurbaşkanı olduğunda da aynı tarz da devam eden baskıcı üslubuyla Tayyip Erdoğan “Ayağa kalkmadı, o paşaya ben gösteririm.”, “Benim aleyhimde yazı yazdı, o gazeteciye ben gösteririm.”, altyazıda Devlet Bahçeli’nin haberini veriyor, “Alo Fatih, ne yapıyorsun?” diyebiliyor. O zaman kime işleyecek bu hukuk? Parlamentoda 8 yıldır yaşadıklarımız yüzünden bana kitabını bile yazdırdınız. Türkiye’de hukuk kanun eliyle katledildi. Sürekli olarak kanun eliyle, yasama eliyle yargıya, yasamaya, yürütmeye, artık yürütme de diyemiyoruz, tek adamın tahakkümüyle, maalesef Meclis artık sadece göstermelik, parmak kaldıran, indiren bir hâle dönüştü. Hükûmet programının 18’inci sayfasında da yine temel özgürlükler var. Ama uygulamada Yok! Temel hak ve özgürlüklerin nasıl kısıtlanacağı Anayasada yazıyor. Herkes suçlanabilir kimsenin avukatı değiliz, Sayın Dündar’ın da avukatı değiliz ama nereye kaçacak, nereye gidiyorlar? Neden tutuklu yargılıyorsunuz? Bu insanlar burada, soruşturun sonuç çıkarsa tutuklarsınız. Tek adamın intikam alma hırsı ile hukuk işletilmez. Böyle bir özgürlük olamaz.

 

Yandaş Basının Muhalefete ve Türklüğe Hakaret Etme Özgürlüğü Var!

 mehmet-günal-mhp-antalya-milletvekili

Aslında basın özgür. Hangi konuda özgür? Bir; muhalefete sövme konusunda Türk basını özgür. Sıkıntı yok, mahkeme yok; herkese sövebiliyorsunuz, hakaret edebiliyorsunuz. İki; Türk milletine ve devletine saldıran terör örgütlerini destekleyebiliyorsunuz, güzelleme yazabiliyorsunuz. Yetkililerin ağzından “Öcalan ne de güzel önderdir, bizimle paralel düşünüyor.” diyebiliyorlar. O basın mensuplarına hiçbir soruşturma açılmıyor. Üç; hatta ve hatta ileri gidip “Kürt hareketinin lideri Öcalan” diye övenleri baş tacı edip köşelerde röportajlar yaparak İmralı’nın mesajlarını verebiliyorlar. Dolmabahçe mutabakatının haberini yağlandıra ballandıra verebiliyorlar. Aslında özgürsüzlük diye bir şey yok! Yandaş basın olarak gayet özgürler! Türk basını Türklüğe hakaret edebiliyor, “Türklük nedir ki?” diyebiliyor, birinin ağzından yazıyormuş gibi yapıyor; Türkiye Cumhuriyeti devletini yıkıp yerine “Yeni Türkiye” adıyla yeni bir konfederal yapıyı uyarlayabiliyor, Anayasa’ya aykırı şekilde yayın yapabiliyor, bunda da özgür, onlara da mahkeme yok.

Daha da önemlisi bazı basın mensupları, aslında basın mensubu kisvesi altında bazı tetikçiler var: “Filancayı işten at, onu yarın hapse atacaklar. Sabah namazından önce şunu alacaklar.” diyebiliyor. Bunlarla ilgili de bir şey yok. Basın özgür ama hangi basın? Dolayısıyla AKP’ye yakın, yandaş medya hakaret, tehdit, şantaj özgürlüğüne sahip, her şeyi yazabiliyor, küfür edebiliyor, hakaret edebiliyor.

 

Muhalif Basının İki Seçeneği Var: Ya Teslimiyet Ya Silivri!

 

Peki, eğer bu haklara sahip olmak isteyen varsa ne yapacak? Aynı özgürlüklerden faydalanmak istiyorsa hiçbir şekilde başta Sayın Recep Tayyip Erdoğan olmak üzere AKP yetkililerine bulaşmayacaksınız, yani gördüğünüz usulsüzlükleri yazmayacaksınız, bir yolsuzluk ihbarı varsa yazmayacaksınız. Artı, Erdoğan’ın ne kadar söylediğini, çok doğru söylediğini yazarsanız her seferinde yine size bir kıyak geçiliyor. Maalesef bunları yaparsanız siz özgürsünüz, yapmazsanız özgür değilsiniz. Sonuç olarak, Orwell’in “1984” romanında belirttiği gibi “Doğruluk Bakanlığı”nın vazifesini üstlenmiş durumda şu anda bu, basın özgürlüğünü savunan arkadaşlarımız. Maalesef, Türkiye’de basın, “Savaş barıştır, özgürlük köleliktir, bilgisizlik kuvvettir.” diyerek AKP’nin her söylediğini meşru hâle getirmekte çok özgürdür. Bunun dışında ise iki seçenek var. Bunlara uymayan, AKP’ye güzelleme yapmayan, İmralı’ya güzelleme yapmayan, sazcı kardeşler diye pazarlama yapmayanlara iki seçenek var. Ya Silivri’nin yolları ya teslimiyet. Aksi takdirde bu böyle devam eder, Hükûmet programları okunur onaylarız, demokrasi masalları anlatılır, kayıkçı kavgası da devam eder.

 



YORUM YAPMAYA NE DERSİNİZ


Yukarı Geri Ana Sayfa