Kapat
Akdeniz Havadis
Akdeniz Havadis
ORUÇ VE SAĞLIK
ORUÇ VE SAĞLIK
AKDENİZ Üniversitesi Tıp Fakültesi İç Hastalıkları Anabilim Dalı, Nefroloji Bilim Dalı Öğretim üyesi Prof. Dr. Gültekin Süleymanlar, Ramazanda olağan öğün sayısının 2’ye düşmesi nedeniyle oruç tutanlarda sıvı ve besin yoksunluğu...
19 Haziran 2015 02:47
Font1 Font2 Font3 Font4

AKDENİZ Üniversitesi Tıp Fakültesi İç Hastalıkları Anabilim Dalı, Nefroloji Bilim Dalı Öğretim üyesi Prof. Dr. Gültekin Süleymanlar, Ramazanda olağan öğün sayısının 2’ye düşmesi nedeniyle oruç tutanlarda sıvı ve besin yoksunluğu olacağını, bunun da çeşitli metabolik ve organ sistem değişikliklerine yol açacağını söyledi.

Prof. Dr. Gültekin Süleymanlar, Ramazanda olağan öğün sayısının 2’ye düşmesi nedeniyle beslenme dengesinin etkilediğini söyledi. Prof. Dr. Süleymanlar, yapılan bilimsel çalışmaların, yeterli ve dengeli beslenen sağlıklı bireylerde orucun metabolizma, boşaltım sistemi, dolaşım sistemi, mide-bağırsak sistemi gibi iç organlarda oluşturduğu değişikliklerin fizyolojik sınırlar içinde olduğunu, herhangi bir olumsuzluk yaratmadığını ortaya koyduğunu kaydetti.

Oruç tutmaya başlanılan ilk günlerde metabolizmanın açlık durumuna uyumu sırasında bazı sorunlara rastlanabildiğini anlatan Prof. Dr. Süleymanlar, “Başta beynimiz olmak üzere organlarımızın temel enerji kaynağı olan kan şekerinde hafif düşmeler yaşanabilir. Baş ağrısı, halsizlik, yorgunluk, çarpıntı, uyku hali, esneme ve sinirlilik gibi belirtiler kan şekerindeki düşmenin yansıması olabilir. Bu tarz belirtiler, vücudumuzun düzeltici reaksiyonları sayesinde günler içinde kaybolur” dedi.

BEYAZ UNDAN UZAK DURUN

İftar ve sahurda acıkma duygusunu tetikleyen yüksek glisemik indeksi olan gıdalardan (beyaz un, makarna, pilav, konsantre şekerli içecekler vs) kaçınılmasını öneren Prof. Dr. Süleymanlar, şöyle konuştu:

“18 saate yaklaşan susuzluk durumu böbreklerimizde ve dolaşım sisteminde bazı değişikliklere neden olur. Dolaşım sistemindeki uyum sağlayıcı reaksiyonlar sayesinde kan hacmi ve kan basıncında önemli değişiklik olmaz. Bunun yanı sıra böbreklerimiz de vücudumuzda biriken başta üre olmak üzere metabolizma sonucunda oluşan toksinlerin konsantre idrarla atılmasını sağlar. Bu durum idrar miktarında azalma ve idrarda koyulaşmayla fark edilir. Mide, bağırsak sistemimizde değişen öğün düzenine kısa zamanda uyum sağlar.”

ramazan-sayfasi-2-_9236_dhaphoto1
DENGELİ BESLENİN

Oruç ibadetinin sorunsuz ve sağlıklı yerine getirilebilmesi için beslenmenin yeterli ve dengeli olması gerektiğine işaret eden Prof. Dr. Süleymanlar, “Yemeklerde karbonhidrat, protein ve yağ dengesine dikkat edilmesi gerekir. Karbonhidrat kaynağı olarak beyaz undan yapılan ekmek, pide, börek, çörek ve hamur işi tatlılar yüksek glisemik indeksi nedeniyle önerilmez, emilimi hızlı olduğu için yüksek insülin cevabı nedeniyle acıkma hissi yaratırlar. Alternatif olarak bol tahıllı kepek ekmeği tercih edilmelidir. Bu bağlamda makarna, pilav, mantı gibi yemekler az yenmeli, bulgur daha çok tercih edilmelidir” dedi.

SAHURA KALKIN

Ramazanda beslenmenin iftar ve sahur öğünleriyle sağlandığına işaret eden Prof. Dr. Süleymanlar, öğün durumunun sadece iftar yemeğinden oluşmasının beslenme düzenini ve vücudun duruma adaptasyonunu zora soktuğunu söyledi. Sahur yemeğinin atlandığı durumda günlük sıvı alımının da yetersiz kaldığına işaret eden Prof. Dr. Süleymanlar, “Yaşa, cinse, fiziksel aktivite duruma, ortam sıcaklığı ve neme bağlı olarak günlük sıvı ihtiyacı 2-2,5 litredir. Yaz döneminde sıvı ihtiyacı daha fazla olabilir. Bu miktarın iftar ile sahur arasında alınması çok önemli. Sahura kalkmadan oruç tutmak beslenme açısından uygun değildir” diye konuştu.

‘SAHURDA NE YEMELİ’

Sahurda aşırı yemekten kaçınılması gerektiğini vurgulayan Prof. Dr. Süleymanlar, şu bilgileri verdi:

“Sahur öğünü için börek, çörek, tost, salam, sosis ve sucuk gibi ağır gıdalar yerine yumurta, peynir, zeytin, süt, yoğurt, yulaf ezmesi, tam buğday ekmeği veya kepekli ekmek ceviz içi, fındık, badem ve fıstık gibi kuruyemişlerle birlikte elma, armut ve şeftali gibi meyvelerle zenginleştirilmiş kahvaltılıklar kişinin zinde kalmasını sağlar. Bu tür gıdalar tokluk hissi yaratarak doygunluk süresini uzatır. Yağlı ve şeker yönünden zengin gıdalarla tıka basa beslenme, yemekten hemen sonra yatmak, mide ve bağırsak sorunlarına, hazımsızlığa, reflüye neden olabilir. Bu nedenle ağır yemeklerden kaçınmak ve yemekten hemen sonra bir süre yatmamak uygun olur.”

‘İFTARDA NE YEMELİ’

İftarda ağır yemekten kaçınılması gerektiğini de anlatan Prof.Dr. Süleymanlar, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Orucun hurma ya da zeytinle açılması, kısa bir beklemeden sonra yemeğe yavaş yavaş devam edilmesi daha uygun olur. Çorbanın ardından etli sebze veya zeytinyağlı sebze yemekleri, ızgara veya haşlama etler, yoğurt, salata ve kepekli ekmekle birlikte tüketilebilir. Yağlı yemeklerden ve kızartmalardan özellikle kaçınılmalı. Ana yemekten sonra 1 porsiyonu geçmeyecek ölçüde sütlü tatlı veya meyveli tatlı yenilebilir. Hamur işi tatlılardan uzak durulması önemli.”

SIVI KAYBINA DİKKAT

Ramazanın yaz dönemine gelmesi nedeniyle sıvı kaybına dikkati çeken Prof. Dr. Gültekin Süleymanlar, günlük sıvı ihtiyacının iftar sırasında ve sahur dönemine kadar yeterli sıvı alınarak karşılanması gerektiğini vurguladı. Toplam sıvı miktarının sağlıklı bireylerde 2- 3 litre olduğunu anlatan Prof. Dr. Süleymanlar, “Sıvı ihtiyacı doğrudan su tüketimi yanı sıra çay, çorba, ayran, soda, komposto gibi sıvı gıda ve içeceklerle birlikte sebze meyvelerden karşılanmalıdır. Yetersiz sıvı alımı halsizlik, bitkinlik, ağız kuruması, sersemlik hissi ve kas kramplarına neden olabilir. Tuz tüketimin fazla olması da susama hissini arttırdığından sağlık sorunlarına yol açar” dedi.

 

‘DOKTOR ÖNERİSİNE GÖRE ORUÇ TUTUN’

Prof. Dr. Süleymanlar, şeker hastalığı, tansiyon, kalp yetmezliği, böbrek, beyin ve damar, kronik karaciğer, mide, bağırsak kronik hastalıkları olan hastaların kendilerini izleyen ve tedavi eden doktorların önerileri doğrultusunda oruç tutup tutamayacaklarına karar vermeleri gerektiğini kaydetti.

 



YORUM YAPMAYA NE DERSİNİZ


Yukarı Geri Ana Sayfa